Ana Sayfa
 
 
 
ARŞİV
    Süper Lig
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
"Benim Yerim CHP"
"Benim Yerim CHP"
14 Mart 2010 / 17:30
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliklerinin bir siyasi partinin mutfağında değil, toplumsal uzlaşmayla hazırlandığını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, anayasa değişikliklerinin bir siyasi partinin mutfağında değil, toplumsal uzlaşmayla hazırlandığını söyledi. AK Parti'nin 'komşularımızla sıfır sorun' diye yola çıktığını da söyleyen Kılıçdaroğlu, "Geldiğimiz noktada bir dostumuz vardı Azerbaycan, onu da küstürdük" dedi.

Muş Zümrüt Otel'de gazetecilerle bir araya gelen CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, ilk olarak Anayasa değişikliğine değindi. Anayasa değişikliklerin bir siyasi partinin mutfağında hazırlanmayacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Anayasa değişiklikleri bir siyasi partinin mutfağında hazırlanmaz, toplumsal uzlaşmayla hazırlanır. Bugüne kadar Anayasa'da yapılan değişikliklerin yüzde 99'una Cumhuriyet Halk Partisi 'evet' demiştir. Ama bunlar ortak uzlaşmayla hazırlanan, parlamentonun da büyük bir oy çoğunluğuyla kabul ettiği değişikliklerdir. Ama siz kafanızın arkasındaki değişiklikleri gerçekleştirmek, yani düşüncelerini kamuoyuna açıklamadığınız, kafanızın arkasındaki düşünceleri hayata geçirmek için kendi mutfağınızda anayasa değişikliği yapıp bunu parlamentoda bir dayatma mantığıyla geçirirseniz bu doğru değildir.

Anayasa değişiklikleri bir toplumsal uzlaşma süreci içinde hazırlanır ve değiştirilir. Bu parlamentonun bu yapıyla, bu anlayışla anayasa değişikliğini yapması doğru değildir.

Bununla ilgili randevu talebini genel merkezimize iletirler, genel merkezimizin yetkili organları bu konuda konuşur ve düşüncelerini açıklarlar" dedi.

"GENEL AFLA İLGİLİ SÖZLERİM ÇARPITILDI"

Genel afla ilgili medyanın sözlerini çarpıttığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Bu konudaki düşüncelerimi hem televizyonda hem konuşmalarımda açıkladım. Dolayısıyla benim söylediğim düşünceler belli bir grup medya tarafından çarpıtılıp, cümlemin başının ve sonunun atılarak sadece iki sözcüğe hapsedilen bir anlayış sergilenmiştir. Bunun doğru olmadığını da ifade ettim" diye konuştu.

"CHP'DE DEĞİŞİM TALEBİ VAR"

Kurultayların değişim için yapıldığını belirten Kılıçdaroğlu, "Değişim hayatın gereklerinden birisidir. Dolayısıyla kongreler, kurultaylar bir değişim için yapılır. Yeni tüzükleriniz vardır, yeni yönetim anlayışınız vardır, yeni insanlar vardır. Dolayısıyla her siyasal partinin kongrelerine baktığınızda bu değişimleri büyük ölçüde görürsünüz. Bizim partimizde de böyle bir talep var. Sayın Genel Başkanımız yaptığı açıklamada bu talebi de dile getirmiştir. Gerek partinin tabanında, gerek yurttaşlarda, gerek CHP'ye sempati duyan çevrelerde bu sevinçle karşılanmıştır" ifadelerini kullandı.

"BENİM YERİM CHP"

Bir gazetecinin "Mustafa Sarıgül'ün Kılıçdaroğlu'nu partimde görmek istiyorum" şeklindeki sorusuna ise Kılıçdaroğlu, "Biz esen rüzgara göre parti değiştiren bir kişi değiliz. Kişiliğimiz var, kimliğimiz var. Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye'nin en köklü, en saygın kurumlarından birisidir. Her yurttaşın siyasal kimlikleri farklı olabilir, ama sonuçta Cumhuriyet Halk Partisi'nin geçmişte yaptıklarını, gelecekte yapacaklarının programını saygıyla karşıladıklarını da biliyorum. Benim yerim bellidir" şeklinde konuştu.

"ERMENİSTAN'LA İMZALANAN PROTOKOL DIŞARININ DAYATMASIYLA GERÇEKLEŞEN BİR PROTOKOLDÜR"

Parlamentoların soykırım konusunda karar almasının doğru olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "AK Parti 'komşularımızla sıfır sorun' diye yola çıkmıştı, ama geldiğimiz noktada bir dostumuz vardı Azerbaycan, onu da küstürdük. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarları önce Türkiye Cumhuriyeti'nin içinde tartışılmalı, burada görüşülmeli, değişik çevrelerde görüşülmeli. Dışişleri Bakanlığı'nın diğer siyasi partilerin görüşünü almalı ve buna göre politikalar oluşturulmalı. Ermenistan'la imzalanan protokol dışarının dayatmasıyla gerçekleşen bir protokoldür.

O protokol Amerika'da alınan kararla çıkmaza girmiştir ve o protokolü imzalarken dostumuz Azerbaycan'ı küstürdük. Oysa Azerbaycan'la da görüşülmesi gerekirdi. Sonradan gidilip gönlünü almak yetmiyor. Devletlerin kendi aralarındaki ilişkilerin saygın bir konuma, güven esasına dayalı olarak gelişmesi lazım. Eğer siz geçmişte oluşturulan güveni imzaladığınız bir protokolle güvensizlik ortamına sokuyorsanız, o zaman komşularınızı da üzersiniz, size destek veren o ülkenin yurttaşlarını da üzersiniz. Türkiye'nin geldiği tablo budur.

Bu tablo gerçekten bizim yüreğimizi burkuyor. Hiçbir şekilde parlamentoların soykırım konusunda karar almalarını doğru bulmuyorum. Bu konu tarihçilerin konusudur. Türkiye Cumhuriyeti bu konuda üzerine düşeni yapmıştır, arşivlerini açmıştır. Ermenistan'ın da arşivlerini açması lazım. Tarihçiler bir araya gelirler, otururlar, tartışırlar. Tarihçilerin karara bağlamadığı bir konuyu tarihçi kimliği olmayan, bilgisi birikimi olmayan parlamentonun aldığı bir kararla tarihi ters düz yapmak doğru bir olay değildir.

O nedenle olay parlamentoların olayı değil, tarihçilerin olayıdır. Türkiye bu konuda doğru bir politika güdüyor. Tarihçilerin bir araya gelip bu olayı çözmeleri gerekiyor. Ermenistan'ın kendi tarihçilerini görevlendirmesi lazım. Eğer Ermenistan kendi tarihçilerini görevlendirmiyorsa o zaman onun davranışını da bizim hem Türkiye'ye hem dünya kamuoyuna çok daha iyi anlatmamız gerekiyor. Çünkü kaçan Türkiye değil Ermenistan'dır" görüşünü dile getirdi.

CHP'Lİ ERSİN'İN GİZLİ TANIK İLE GÖRÜŞME İDDİASI

Erzincan'da gizli tanık ile görüştüğü ileri sürülen CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin'i savunan Kılıçdaroğlu, "Benim bildiğim kadarıyla Ahmet Ersin'in bazı medya mensuplarının belirttiği gibi 80 bin doları yok. Mütevazı bir hayatı var onun. Ben de buraya geldim, iki tane çantam var. Birisinde kendi giysilerim, birinde de evraklarım var. Dolayısıyla ben pek çok yurttaşla görüşüyorum. Onların içinde gizli tanık var mıdır, yok mudur onu bilemem. Benim şu ana kadar en az 10 bin kişiyle fotoğrafım vardır.

Bunların çoğunun kim olduğunu bilmem. Ahmet Ersin, Sayın Cihaner'le hapishaneye gidip görüştüğünü kendisi açıkladı. Üç milletvekilimiz, tutuklamadan sonra gidip Sayın Cihaner'le görüşmüşler. Orada elde ettikleri gözlemler, düşünceler, iddianameden ileri sürülenler konusunda gelip partinin yetkililerine rapor verdiler. Bu da eğer bir yerde hukuksuzluk olduğuna inanırsanız ona birilerinin gidip sahip çıkması lazım. Bu Sayın Cihaner olabilir, bir başka kişi de olabilir. Biz sadece Sayın Cihaner'i ziyaret etmiş değiliz. Pek çok açık kapalı cezaevlerinde yatan mahkumu ziyaret etmişizdir.

Sayın Ersin, TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyesidir, sıradan bir milletvekili değildir. İnsan Hakları Komisyonu üyesi, insan hakları ihlalleri ya da ileri sürülen insan hakları ihlalleriyle ilgilenmeyecek mi? Bu onun görevidir, eğer yapmazsa zaten görevini yapmamış olacaktır. Ben Sayın Ersin'in yerinde olsam 80 bin dolar para ödedi diyen basını da, haberleri yapanı da kesinlikle mahkemeye veririm. İspat etmesi lazım. Eğer siz bir iddia ortaya koyuyorsanız, iddianızı ispat edemiyorsanız o zaman iftira atıyorsunuz demektir. Bir milletvekiline iftira atmak doğru bir olay değildir.

Bir milletvekilinin tutumu, davranışı elbette eleştirilebilir, buna saygı gösteririz. Ama olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermek doğru değildir. Ben o gazeteleri çok iyi bilirim, yalan haber üretirler. Eğer benim adamım olduğunu söylüyorsa ve o adamın kim olduğunu açıklarlarsa saygı duyarım. Açıklamazlarsa müfteri ilan edeceğim. O gazeteler gazetecilik yapmıyor, tetikçilik yapıyor. Biz o gazetelerin hepsini biliyoruz.

O gazetenin patronu dönüp önce kendisine baksın. Ben o gazetenin patronunun kimliğini açıklarım, çevirdiği dümenleri açıklarım. Bir gazete patronu yerel seçimlerde AK Parti'nin belediye başkanı adayına maddi destek verebilir mi ve bu gazete patronu ben tarafsızım diyebilir mi? Bu gazete patronu oy kaydırma işleminin içinde bulunabilir mi? Biz bunların hepsini biliyoruz. Bunları dile getirdiğim için bana iftira atıyorlar. Hiç korkmuyorum, hiç çekinmiyorum. Hiç kimse benim adamım değildir. Benim adamım ülkesini seven, yurdunu seven, ülkesi ve yurdu için her türlü özveride bulunan, fakirin hakkını koruyan, yoksulun hakkını koruyan, yolsuzluklara karşı çıkan, tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan herkes benim adamımdır. Bu anlayışta olan benim adamlarım çarşaflı olabilir, türbanlı olabilir, başı açık olabilir, pantolonlu olabilir, okumuş olabilir, okumamış olabilir. Benim yurdumun insanı olabilir, bunlar benim adamımdır. Ama bunun dışındaki hiç kimse benim adamım değildir" ifadelerine yer verdi.

"AK PARTİ VE BDP FARKLI POLİTİKA İZLİYORLAR"

Kılıçdaroğlu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde CHP'nin diğer partilerin gerisinde kaldığı ve buna karşılık nasıl bir yol izleyecekleri şeklindeki soruyu ise, "AK Parti ve Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) farklı politika izliyorlar. Birisi ırka dayalı politika izliyor, biri dine dayalı politika izliyor. Dolayısıyla sosyal demokratların işsizliğe, yoksulluğa, bölgenin kalkınmasına, yeni istihdam alanlarının oluşturulmasına ilişkin politikası dar bir alana saplanıp kalıyor. Temel eksikliğimiz bu. Ama insanlarımız bilinçlendikçe, okudukça, hayatı gördükçe ellerinin altından çalıştıkları fabrikaların, işledikleri arazilerin kaybolup gittiğini, ürettikleri ürünlerin devlet tarafından alınmadığını veya satamadıklarını gördükçe gerçeğe dönmüş olacaklardır. Tekel olayı bunun çok tipik bir olayıdır. Önümüzdeki günlerde şeker fabrikasının başına gelecekleri gördükleri zaman Muşlu hayatın bir başka gerçeğini görecektir.

Biz kendi politikalarımızı yine yöre halkına, onların etnik kimliklerine ve onların inançlarına saygı göstererek, ama onların mutlaka evlerine alın teriyle kazandıkları ekmeği götürebilecekleri bir düzeni oluşturarak bu sorunu çözeceğimizi anlamalıyız" şeklinde cevaplandırdı.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, basın toplantısının ardından Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü'nde düzenlenen partisinin il kongresine katıldı.

Oy Ver : 1 2 3 4 5   
Net Gündem