Ana Sayfa
 
 
 
ARŞİV
    Süper Lig
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Dünya Basını
Dünya Basını
22 Şubat 2010 / 10:00
Bugün hemen bütün İngiliz gazetelerinin manşete çıkardığı haber, Başbakan Gordon Brown'un yanında çalışanlara bağırıp çağırdığı, itip kaktığı ve kötü muamele ettiği iddiaları.

İddialar ilk olarak tanınmış bir siyaset yazarı ve gazeteci olan Andrew Rawnsley tarafından kaleme alınan kitapla gündeme gelmiş, başbakana yakın siyasetçiler ise televizyon programlarına çıkarak söylentileri yalanlamışlardı.

Ama iddialar yeni ayrıntılarla bugün de gündemde. İngiliz gazeteleri bugün de, telefonla işyerinde kötü muamele görenlere danışmanlık yapan bir kuruluşun, bazı başbakanlık çalışanlarının, kendilerini arayarak şikayette bulunduğu yönündeki açıklamalarını duyuruyorlar ve son iddiaların bir soruşturma açılması yönündeki baskıların arttığını yazıyorlar.

Ana muhalefet muhafazakarlara yakın Daily Telegraph ile daha merkezdeki Times gazeteleri, son iddialarla Başbakan Brown'ın göreve uygunluğunun tartışılır hale geldiğini yazıyorlar.

Hükümetteki İşçi Partisi'ne daha yakın bir çizgideki Guardian'ın köşe yazarı Jonathan Freedland "daha önce parti içi mücadelenin kızıştığı günlerde gündeme gelseydi Brown'a çok zarar verebilecek bu iddialar, şu anda başbakanın konumunu fazla etkilemeyecektir" görüşünde.

Freedland, Mayıs ayında yapılacak genel seçimler öncesinde, İşçi Partisi'nin yeniden güç toplamaya başlayıp son kamuoyu yoklamalarına göre muhalefetle arasındaki farkı iyice daralttığını, bu aşamada Brown'ın huysuzluklarıyla ilgili iddiaların seçmeni pek şaşırtmadığını, çok da etkilemeyeceğini savunuyor.

Liberal eğilimli Independent gazetesi ise başyazısında "seçimde oylar politikalara göre belirlenmeli, kişiliklere göre değil" diyor ve seçmen açısından şu anda en önemli konunun partilerin ekonomi politikaları olduğunu kaydediyor.

Aids'in sonu geldi mi?

Independent, 1. sayfasında da, genellikle yaptığı gibi, bu konuyu değil, diğer gazetelerde iç sayfalarda küçük puntolarla verilen bir haberi manşete çıkarmış. Haberde, Güney Afrika'daki bir araştırma merkezinden Doktor Brian Williams'ın açıklamaları aktarılıyor.

Doktor Williams bir çok uzman gibi, AIDS ile mücadelede en büyük umudun anti viral ilaçlar olduğunu düşünüyor. Eğer HIV taşıyanların saptanması için çok sıkı bir test kampanyası yapılır ve tek tek virüsü taşıyan herkese antiviral ilaçlar verilirse, AIDS'in yayılmasının beş yılda durdurulabileceğini, ve hastalığın 40 yıl gibi bir süre içinde de yeryüzünden silinebileceğini söylüyor.

Independent başyazısında, "bu teorinin maliyetinin yüksekliğinin yanında, bir çok faktöre bağlı olduğu doğru ama daha önce denenen, aşı üretme ya da insanların cinsel davranışlarını değiştirme çabalarının ne kadar başarısız olduğu gözönüne alınırsa, yine de denemeye değer" diyor.

Gazetelerin hemen hepsinin dış haberler sayfalarında sürdürdükleri bir konu, Hamas liderlerinden Mahmut el Mabhu'nun Dubai'de İsrail'de yaşayan Avrupa vatandaşlarına ait sahte pasaportlar kullanan kişilerce öldürülmesinin yarattığı diplomatik gerginlik.

Dubai suikastinde şimdi de diplomatik pasaport

Daily Telegraph ve Times, Dubai polisine dayanarak, bu gerginliği daha da tırmandırabilecek bir açıklamayı, olayda bazı zanlıların diplomatik pasaport taşıdıklarını duyuruyorlar.

Başlangıçta 11 kişinin adını veren Dubai polisi, Daily Telegraph'a göre olayla ilgili ikinci bir grup belirledi.

Gazeteye göre Dubai polisi bu ikinci gruptan üç kişinin diplomatik pasaport kullandıklarını saptadı ancak ayrıntıları şimdilik kamuoyuna açıklamayacağını duyurdu.

Daily Telegraph son iddiaların İsrail üzerinde, bu işin arkasında gizli istihbarat örgütü Mossad'ın bulunduğu iddialarına açıklık getirmesi konusundaki baskıyı iyice artıracağını yazıyor ve bugün Brüksel'de İsrail dışişleri bakanı Avigdor Lieberman ile biraraya gelecek olan İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband ve diğer Avrupalı bakanların gündeminde bu konunun olacağını kaydediyor.

Avatar'a büyük ödül yok

Sinema dünyasının en prestijli ödülleri Oscar'lardan önce verilen, Oscar jürisine bir tür mesaj sayılan İngiliz Bafta ödüllerinin sahiplerini bulduğu bütün gazetelerde fotoğraflarıyla birlikte duyuruluyor.

Times gazetesinin haberinde gişe rekorları kıran yılın en parlak filmlerinden James Cameron'un Avatar'ının, en iyi film, en iyi yönetmen gibi en önemli dallarda ödül alamadığını duyuruyor.

İngiliz jürinin en çok beğendiği film ise James Cameron'un eski eşi film yönetmeni Kathryn Bigelow'un çektiği Hurt Locker.

Irak'da, bir bomba imha ekibinin çevresinde geçen macera filmi, en iyi film ve en iyi yönetmen de dahil altı dalda BAFTA alırken, Cameron'un Avatar'ının iki ödül almasını Times yazarı, "Amerikan devine İngiliz tepkisi" diye yorumlamış.

Oy Ver : 1 2 3 4 5   
Net Gündem