




Gazete AKP hükümetiyle ordu arasındaki gerilimin bir felaketle sonuçlanabileceğini savunuyor.
Yazıda dikkat çeken satırlar şöyle:
"NATO'nun payandası, potansiyel Avrupa Birliği üyesi ve Batı'nın Orta Doğu'daki stratejik ortağı Türkiye, bugün bir felaketin eşiğinde."
"Eğer Recep Tayyip Erdoğan'ın ılımlı İslamcı hükümeti ile ordu arasındaki mevcut gerilim bir darbeyi tetikler, ya da siyasi ve dini şiddeti teşvik ederse, Batı'nın, bölgesel istikrarın ve bölgenin bu yükselmekte olan ekonomik gücünün kaybı hesaplanamaz boyutlarda olur. Tehlikede olan, sadece Türkiye için değil, Müslüman dünyasındaki bütün ülkeler için önemli olan bir sorunun yanıtıdır: Siyasi İslam, ılımlı bir biçimde de olsa, demokrasi, devlet otoritesi ve seküler kurumlar ile uyumlu olabilir mi?"
"Erdoğan ordu ile arasındaki mücadeleden zaferle çıkmalıdır. Avrupa Birliği üyeliğine aday bir ülkede, ordunun sivil mahkemeler karşısında dokunulmaz olması, siyaset üzerinde veto yetkisine sahip olması, Kıbrıs'ta çözüme engel olması, hatta hükümeti tehdit etmesi kabul edilemez. Ne var ki Erdoğan'ın biraz nabza göre şerbet vermesi, sabırlı, ancak kararlı olması gerekiyor. Öfkeli ordunun, Türkiye'yi kargaşaya sürüklemesini engellemek için."
Atom Enerjisi Kurumu'nda değişim
Daily Telegraph bugünkü başyazısında İran'ın nükleer programı ile ilgili süreçte, Birleşmiş Milletler'e bağlı Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun rolünü ele alıyor.
Kurumun bu haftaki toplantısında, İran'ın nükleer silah geliştirmekte olduğunu şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde ortaya koyan bir raporu görüşeceğinin altını çiziyor gazete ve şöyle devam ediyor:
"Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun tutumunu sertleştirmesi, uzun süredir başkanlığını yürüten Muhammed el Baradei'in, Mısır cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışmak için görevini Aralık ayında terk etmesinin ardından geldi. Batılı diplomatlara göre, onun yerini alan Japon Yukiya Amano'nun gözetiminde, çok daha nesnel ve net bir rapor hazırlandı."
"Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu yıllardır, İran'ın nükleer silah geliştirmekte olduğunu biliyor, ancak bunu ilan etmekte gönülsüz davranıyordu. Dolayısıyla da nükleer silah sahibi bir İran'ın dünya barışına yönelteceği tehdide karşı uluslararası uzlaşma sağlamak zorlaşıyordu. Şimdi Atom Enerjisi Kurumu'nun malumu net bir şekilde ilan etmesi, sorunun askeri çözüme gerek olmadan çözümünü sağlayacak kararlı bir adım olabilir."
Rusya'yı ikna çabası
Daily Telegraph başyazısında bu görüşleri dile getirirken, iç sayfalarındaki bir haberde de, Atom Enerjisi Kurumu'ndan beklenen açıklamayla cesaretlenen Amerika Birleşik Devletleri'nin, İran'a daha sert yaptırımlar konusunda Rusya'yı ikna etmek için kolları sıvadığını yazıyor. Dikkat çeken satırlar şöyle:
"Rusya Çin ile birlikte, son üç grup yaptırımların sulandırılması için elinden geleni yaptı. Ancak son haftalarda, İran'a karşı Rusya'nın da sabrının taştığı görülüyor. Rus yetkililer yeni yaptırımlara destek verebileceklerinin sinyalini veriyor. Ancak Batılı diplomatlar, Rusya'nın desteğinin buna rağmen sınırlı olacağı inancında."
"Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, Fransa ve İsrail'in, İran'ın Merkez Bankası ve mali kuruluşlarını, ayrıca gemicilik sektörünü ve Devrim Muhafızları kontrolündeki varlıklarını hedef alacak yaptırımlara destek verdiği anlaşılıyor. Moskova ise yaptırımların daha sınırlı olmasını, İran'ın nükleer programı ile doğrudan bağlantılı şahıs ve şirketleri hedef almasını savunuyor."
Financial Times da İran ile ilgili bir habere yer vermiş. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bazı lobi grupları ve muhafazakar düşünce kuruluşlarının, İran'a karşı sert bir yasal bir düzenleme için Kongre'ye baskı yaptığını aktaran gazete, bunun Tahran'a karşı uluslararası uzlaşma arayan Başkan Barack Obama'nın elini kolunu bağlayabileceğini belirtiyor.
Korkulan tsunami olmadı
İngiltere basınında bugün geniş yer bulan haberlerden biri, Şili'de büyük yıkıma neden olan 8,8 büyüklüğündeki deprem.
Ölü sayısının, Cumhurbaşkanı Michelle Bachelet'nin dünkü açıklamasıyla 700'ü aşması ve gıda sıkıntısı nedeniyle yer yer yağma olaylarına rastlanması hemen her gazetede yer buluyor.
Gazeteler ayrıca Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi'nin, tüm Pasifik Okyanusu için yayınladığı tsunami uyarısını kaldırmasına da yer veriyor.
Peki tsunamiler neden beklendiği kadar şiddetli olmadı?
Independent'a göre bunun nedeni depremin merkez üssünde.
Gazete bilim adamlarına dayandırdığı haberinde, depremin merkez üssü deniz tabanının ne kadar derininde olursa, tsunaminin o kadar hafif olduğuna dikkat çekiyor. Buna göre merkez üssü deniz tabanına yakın, üstelik de sığ bir noktada olursa tsunami şiddetleniyor.






