




"Garnizonun kapısında" başlıklı ve Delphine Strauss imzalı değerlendirmede şu satırlar dikkat çekiyor;
"Silahlı kuvvetlerin, gözaltıların başlamasından bu yana sürdürdüğü suskunluk, general, bürokrat ve sivillerin seçilmiş siyasetçilerden üstün olduğuna uzun süredir inanılan bir ülkede, güç dengesinin artık esaslı bir biçimde değişmekte olduğunun kabulü anlamına geliyor."
"Bu dönüşüm, sonunda Türkiye'yi kimin yöneteceğine karar verilecek nihai bir mücadeleyi de tetikleyebilir. Bu da NATO üyesi, Avrupa Birliği adayı ve bölgesel diplomaside giderek daha başat bir rol üstlenen Türkiye'nin Batılı müttefikleri açısından hayati bir sorudur."
Financial Times Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarıyla ilgili kaygı uyandıran bir başka noktaya daha dikkat çekiyor. Bu soruşturmalar ve anayasa reformu girişimlerinin, hükümetin muhaliflerini sindirme çabası olarak algılanmaları durumunda, toplumsal ayrışmaya ve siyasi istikrarsızlığa neden olabileceği vurgulanıyor. Şöyle devam ediyor gazete:
"Ancak bazıları da bu soruşturmaların AKP tarafından değil, Fethullan Gülen hareketi gibi cemaatler tarafından yönlendirildiğini düşünüyor. Eurasia Group adlı danışmanlık kuruluşundan Wolfango Piccoli bu durumu şöyle yorumluyor: 'AKP ve Gülen hareketi, Türkiye'deki sekülarizmin katı unsurlarını yumuşatmak amacında birleşiyorsa da, cemaatin AKP'nin dini özgürlükleri genişletme vaadini yerine getirme konusundaki yetersizliğinden ya da gönülsüzlüğünden hayal kırıklığına uğradığı belirtiliyor."
Financial Times Türkiye'deki gelişmeleri değerlendirdiği yazısında ordunun siyasete müdahale geleneğini de irdeliyor. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bugün durduğu yer konusunda ise şu gözlemlere yer verilmiş"
"Ilımlı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, ordunun artık demokrasinin yanında olduğunu ısrarla vurguluyor. Ancak Başbuğ bu yaz görevi bırakıyor. Buna ek olarak, kamuoyu önünde yaptığı açıklamalarla siyaseti ve kamuoyunu etkilemeyi sık sık denemesi, ordunun Türk kimliği algısını koruma hakkından feragat etttiğinden ziyade, taktik bir geri çekilmeye işaret ediyor."
Orta Doğu'da barış umutları
Independent "Orta Doğu barış müzakerelerinin devamı konusunda umutlar arttı" başlıklı haberinde şu satırlara yer veriyor:
"Amerika Birleşik Devletleri'nin dolaylı görüşme önerisine Arap Birliği'nin destek vermesi ile İsrail ve Filistin liderliğinin bir yılın ardından ilk kez müzakere amacıyla bir araya gelmesi ihtimali arttı."
"Birliğin Kahire'deki dışişleri bakanları toplantısından çıkan karar, Filistin lideri Mahmud Abbas'a, dolaylı görüşmelere girmesi için siyasi bir kılıf sağlıyor. Abbas, İsrail Yahudi yerleşimlerinin inşaatını tamamen durdurmadığı sürece doğrudan müzakerelere girmeyi reddediyordu."
"İsrail Başbakanı Netanyahu ise, başta Amerika'nın da destek verdiği bu talebe sonunda boyun eğdi ve yerleşimlerdeki yeni inşaatları 10 ay süreyle durdurmaya ikna oldu. Ancak başlamış olan inşaatları durdurmaya yanaşmadı ve Doğu Kudüs'ü hariç tuttu. Amerika Birleşik Devletleri o tarihten bu yana, Abbas'ı dolaylı görüşmelere ikna etmeye çalışıyordu. Dolaylı görüşmelerin, Başkan Barack Obama'nın Orta Doğu özel temsilcisi George Mitchell'ın arabuluculuğunda gerçekleşmesi bekleniyor."
İngiltere İsrail ilişkileri
İsrail-İngiltere ilişkileri bir süredir soğuk. Hamas liderlerinden Mahmud el Mabhu'yu geçen ay Dubai'de öldüren kişilerin çoğunluğunun İsrail'de yerleşik İngiltere vatandaşları adına düzenlenmiş sahte pasaportlar kullandığnın ortaya çıkmasıyla, Londra tepkisini İsrail'e aktarmıştı.
Daha önce ise İsrail İngiltere'ye tepkiliydi. Söz konusu olay, Londra'da bir mahkemenin, başkenti ziyaret etmeyi planlayan eski dışişleri bakanı Tzipi Livni hakkında savaş suçu işlediği suçlamasıyla tutuklama emri çıkartmasıydı. Livni ziyaretini iptal edince, diplomatik kriz daha da büyümeden atlatılmıştı.
Daily Telegraph böyle bir durumun bir daha yaşanmaması için hükümetin harekete geçtiğini yazıyor. Hükümetin bugün açıklayacağı yasa değişikliği önerisiyle, savaş suçlarının kovuşturması sulh hukuk mahkemelerinden alınarak Kraliyet Adli Takibat Birimi'ne devredilecek, yani hükümete bağlı bir birim buna karar verecek. Habere, Başbakan Gordon Brown'un teklif edilen düzenlemeyi savunan bir yazısı eşlik ediyor.
Yunanistan'dan AB'ye IMF mesajı
Financial Times manşetinden, Yunanistan'ın IMF'den yardım istemeye hazır olduğunu duyuruyor. Malum, Yunan hükümeti dün Avrupa Birliği'nin baskısıyla, bütçe açığını düşürmeye yönelik bazı ek önlemler açıkladı. Kemer sıkma amaçlı önlemler arasında, lüks tüketime yönelik vergilerin arttırılması, çalışanların tatil ikramiyelerinde yüzde 30'luk azaltma, emekli maaşları ve diğer bazı ikramiyelerin dondurulması var.
Financial Times tüm bu önlemler de Avrupa Birliği'ni yardım konusunda ikna etmeye yetmezse, Yunanistan'ın IMF'nin kapısını çalmaya hazırlandığını yazıyor. Avrupa ülkelerinin IMF'nin bu soruna dahil edilmesine şiddetle karşı çıktığını hatırlatan gazete, bunun Atina'nın, birliği iknaya yönelik bir taktiği olabileceğini belirtiyor.






