Ana Sayfa
 
 
 
ARŞİV
    Süper Lig
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Dünya Basını
Dünya Basını
16 Mart 2010 / 10:00
Amerika Birleşik Devletleri ile İsrail arasındaki krizi ele alan İngiltere gazeteleri, Obama yönetiminin İsrail'e karşı tutumunda kararlı olduğu yorumunu yapıyor.

Times gazetesi, İsrail'le ilişkilerin son 30 yılın en kötü düzeylerine geldiği şu aşamada Washington'ın tavizsiz bir tutum takındığını yazıyor.

Gazeteye göre, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden'ın İsrail'i ziyaret ettiği sırada yeni yerleşim yerleri yapılacağı haberinin duyurulması, ABD'nin İsrail ile Filistinliler arasında yeniden canlandırmayı umduğu barış görüşmelerini tıkanıklığa götürmenin yanı sıra, Müslüman ülkelerdeki Amerikan askerlerinin hayatlarını da tehlikeye atıyor.

"Obama'nın İsrail'e karşı sabrı tükeniyor"

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun, krizin odağındaki yerleşim bölgesi Ramat Şlomo'ya yeni yerleşim yerlerinin yakın vadede inşa edilmeyeceğini söyleyerek krizi yatıştırmaya çalıştığını da hatırlatan Times'ın Doğu Kudüs'teki Ramat Şlomo'daki muhabiri yerleşim yerindeki siyasi atmosferi aktarıyor.

Times muhabiri Sheera Frenkel, çoğunluğu dindar Yahudilerden oluşan yerleşim yeri sakinlerinin, dünyanın gözünü üzerlerinde hissetmekten rahatsız olduklarını ve yerleşim yerinin genişletilmesinin duraksayacağı açıklamasına ise tepkili olduklarını söylüyor.

Independent gazetesi ise, konuyla ilgili haberini "Amerikan Başkanı Barack Obama'nın İsrail'e karşı sabrı tükeniyor" başlığıyla duyuruyor.

Gazeteye göre, İsrail Başbakanı Amerika'dan gelen sert eleştirilere rağmen, yeni yerleşim yerleri inşa etme politikasını kararlı ifadelerle savunmaya devam etti.

Obama yönetiminin, ilan edilen 1,600 Yahudi yerleşim yeri inşa planının rafa kaldırılması yolunda bir talebi olduğunu belirten Independent, bu talebe rağmen Netanyahu'nun konuşmasında aksi yönde mesajlar verdiğini yazıyor.

"Obama İsrail'i cezalandırma adımı atmadı"

Independent'ta konuyla ilgili bir yorum yazısı yazan Rupert Cornwell ise Başkan Obama'nın İsrail'in Yahudi yerleşim yeri planlarına öfkesi ne kadar samimi olursa olsun, müttefiki İsrail'i gerçekten cezalandıracağına dair herhangi bir somut işaret vermediğini savunuyor.

Cornwell'e göre, bu nedenle son krizin, Henry Kissinger'ın İsrail'den güçlerini Sina'dan kısmen çekmesini istediği 1975 yılından bu yana Washington ile Telaviv arasındaki en büyük kriz olduğu ifadesi biraz abartılı.

Barack Obama'nın "bir müzakereye girmeden önce karar verilmesi gereken ilk şeyin, karşı taraf 'Hayır' derse ne yapılacağı" olduğunu unutmuş gibi göründüğünü savunan Cornwell, Amerika'daki güçlü İsrail lobisi AIPAC'in açıklamasında Obama'yı üstü kapalı bir şekilde uyardığını da belirtiyor.

Cornwell, İsrail yanlısı lobinin, açıklamasında, "İsrail'in Amerikan kongresindeki her iki partiden de güçlü destek gördüğü ve Amerikan kamuoyunun da İsrail'den yana olduğunu" savunduğunu da duyuruyor.

Guardian gazetesi ise Beyaz Saray'ın İsrail ile gerilime rağmen müzakereler için çaba harcamaya devam edeceğini yazıyor.

Gazete, Obama yönetimi içindeki bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Washington'ın, İsrail'i Filistinliler ile kapsamlı görüşmelere ikna etmeye kararlı olduğunu söylüyor.

"BA, sendikayla mücadeleyi kaybetmeyi göze alamaz"

İngiltere havayolları British Airways'in kabin görevlilerinin bu hafta sonu başlamayı planladıkları üç günlük grev gazetelerde en çok yer ayrılan konuların başında geliyor.

Daily Telegraph gazetesi, British Airways'in sendika ile girdiği mücadeleyi kaybetmeyi göze alamayacağını yazıyor.

Gazete başyazılarından birinde, sendikanın militan tavrının yalnızca, İngiltere bayrağının taşıyıcısı havayollarının prestijine zarar vermekle kalmadığını, iç siyaset anlamında da zararları olduğunu belirtiyor.

Telegraph'a göre bunun nedeni ise, hükümetteki İşçi Partisi'nin, en büyük bağışçılarından biri olan Unite sendikasını karşısına almaktan çekiniyor olması ve bu nedenle tavizkâr davranması.

"Suç kabin görevlilerinde değil havayolu yönetiminde"

Guardian gazetesinde yer alan bir yorum yazısında ise British Airways'te işlerin grev noktasına gelmesinde kabahatin kabin görevlilerinde değil, havayolu yönetiminde olduğu savunuluyor.

Sendikanın, yönetimin önerilerini üyelerine sormayı kabul ettiğini, ancak BA yönetiminin daha sonra, önerilerini geri çektiğini yazan Len McCluskey, işçilerin greve doğru itildiklerini söylüyor.

Başbakan Gordon Brown'ın tarafları bir araya getirme çabasının anlamsız olmadığını da belirten McCluskey, siyasetçilerin, bu tür durumlarda, hemen önce sendika ve işçilere vurmaya başlamasının büyük bir talihsizlik olduğunu da savunuyor.

Times gazetesi ise, British Airways grevi tehdidinin, Başbakan Gordon Brown'ı sendikayla çatışmaya zorladığını belirtiyor.

Unite sendikasından bir kaynağın görüşlerine yer veren Times, Gordon Brown'ı grev tartışmasına kişisel olarak müdahale etmeye iten sebebin, grevin ciddiyetini farketmiş olması olduğunu da yazıyor.

Konuyla ilgili olarak gazetelere yansıyan bir başka haber de, British Airways'in greve rağmen, uçuşlarının yüzde 60'ını gerçekleştirebileceği yolundaki duyurusu.

"Orduyu Tayland sokaklarından uzak tutun"

Güneydoğu Asya ülkesi Tayland'da protestocuların Başbakan Abhisit Vejjajiva'nın bulunduğu askeri tesislere yürüyerek istifa çağrıları yapmaları da İngiltere gazetelerinin yorum sayfalarına yansıyan haberlerden.

Guardian gazetesi yazarı Simon Tisdall, yazısının başlığında "Orduyu Bankok'a sokmayın" diyor. Tisdall'a göre, Tayland'daki elitler bu durumu beğenmese de, halk eski Başbakan Taksin Şinavatra'nın müttefiklerini destekliyor.

Guardian yazarı, protestolara karşı orduyu devreye sokmanın da doğru bir yaklaşım olmayacağını savunuyor ve Taksin Şinavatra'ya karşı düzenlenen komplolar ve suikast denemeleri eski başbakanın arkasındaki desteğin ortadan kalkmasını sağlayamadığını da belirtiyor.

Financial Times gazetesi de Tayland'daki siyasi krizi değerlendirdiği bir başyazısında, hükümetin seçime gitmeyi kabul etmesi gerektiğini savunuyor.

Başbakan Vejjajiva'nın zeki, ilkeli ve yolsuzluğa bulaşmamış bir lider olduğunu belirten Financial Times, Tayland liderinin buna rağmen, protestocuların karşı çıkışlarında haklı oldukları bazı noktalar olduğunu görmesi gerektiğini yazıyor.

Financial Times'a göre kendisi de başbakanlık koltuğundaki yerini protestolara borçlu olan Vejjajiva'nın bir meşruiyet sorunu var ve bu sorun da ancak, göstericilerin taleplerine 'evet' diyerek yani erken seçimlere iderek aşılabilir.

Oy Ver : 1 2 3 4 5   
Net Gündem