Ana Sayfa
 
 
 
ARŞİV
    Süper Lig
12 Punto14 Punto16 Punto18 Punto
Sakarya Mısır Araştırma İstasyonu Enstitü Müdürü Yavuz Ağı, Çalışmaları Hakkında Bilgi Verdi
Sakarya Mısır Araştırma İstasyonu Enstitü Müdürü Yavuz Ağı, Çalışmaları Hakkında Bilgi Verdi
08 Ağustos 2011 / 12:29
1926 yılında Atatürk’ün talimatlarıyla Arifiye’de kurulan Sakarya Tarımsal Araştırma Enstitüsü yeni adıyla Mısır Araştırma İstasyonu Enstitü Müdürü Yavuz Ağı enstitüde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

1926 yılında Atatürk’ün talimatlarıyla Arifiye’de kurulan Sakarya Tarımsal Araştırma Enstitüsü yeni adıyla Mısır Araştırma İstasyonu Enstitü Müdürü Yavuz Ağı enstitüde yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Toplumda Enstitünün “Tohum üretip satan bir kuruluş” gibi yanlış algılanmasının üzüntüsünü yaşadığını belirten Ağı, İstasyonun görevinin AR-GE hizmeti vermek olduğunu söyledi. GDO’lu ürünler ile kendi yaptıkları melezleme çalışmaları hakkında da detaylı bilgiler veren Ağı, GDO çalışmalarının ülkemizde sadece TÜBİTAK’ta yapıldığına dikkat çekerek, kendilerinin hibrit denilen melezleme çalışmaları yaptıklarını ve en iyi verimin sağlanacağı yeni türleri bulmak için araştırmalarını sürdürdüklerini söyledi.

Kurulduğu yıl olan 1926’dan bu yana 8. kez isim değiştiren ve en son olarak Sakarya Mısır Araştırma İstasyon Müdürlüğü adını alan Enstitü, Arifiye İlçesi sınırları içinde Yeni Sakarya Şehirlerarası Otobüs Terminalinin hemen karşısında yer alıyor. Mısır ıslahı konusunda koordinatör Enstitü olan Mısır Araştırma İstasyonu sürekli yaptığı araştırma ve çalışmalara her geçen gün yenisini ekliyor. Yapılan melezleme çalışmaları ile birçok üründe dekar başına alınan ürünlerin verimleri 2-3 katına çıkarılmış durumda.

186 bin metrekare tarım arazisi üzerinde çalışmalar yapan İstasyon bir taraftan da eğitim faaliyetlerini sürdürüyor. 33 idari personel, 67 işçi ve yıldan yıla değişen mevsimlik işçileri ile çok önemli bir hizmet olan araştırma geliştirme faaliyetlerini yürüten Mısır Araştırma İstasyonu tarımsal alanlarda verimi artıracak olan birçok projeye imza atıyor.

1926’dan 2010 yılına kadar 106 projeyi sonuçlandıran kurum buğday, mısır, kuru fasulye ve kestane kabağı üzerinde çalışmalar yapıyor.

Özellikle mısır ve buğday konusunda yoğunlaşan çalışmalarla adından bahsettiren Enstitü kuru fasulyede Şahin 90, Kestane Kabağında da Arıcan-97 adında bir çeşit üreterek tescilini almış durumda. Bugüne kadar 20 mısır çeşidini geliştiren ve tescilleyen kuruluşta mısırla ilgili çalışmalarda 4 çeşidin daha tescillenme aşamasına geldiği bildirildi.

5 çeşit mısırın tohum firmalarına satışının yapıldığını anlatan Enstitü Müdürü Yavuz Ağı, “Zaman zaman kamuoyunda Enstitüyle ilgili yanlış haberler çıkıyor. Enstitü’nün çiftçinin tohum ihtiyacını karşılayamadığı yazılıp çiziliyor. Bu bizim işimiz değil ki. Bizim işimiz AR-GE. Yani araştırma ve geliştirme. Bu tip haberler yapılmadan önce kurumumuz gibi kuruluşların hangi amaçlarla kurulduğunun çok iyi bilinmesi gerekiyor. Bizler burada en verimli olan ürünü bulabilmek için hibrit dediğimiz melezleme çalışmalarını yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse farklı yerlerden alınan tohumlar enstitümüzde en iyi sonucu alana kadar melezleme işlemlerini yapıyoruz. Sadece 2 tohumun karışımı yapılıyor. Doğadaki gibi kendi halinde bir karışım değil bilinçli ve eldeki verilere göre bir melezleme yapılıyor. Bunların arasında en iyi sonucu verenler de tescillenerek üretimi yapılıyor ve tohum firmalarına ihale ile veya sözleşme ile satışı yapılıyor. Biz yeni ürünü buluyoruz, tohum firmaları da bunların üretimini yapıyor” dedi.

Son yıllardır gündemin en yoğun konusun olan Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) hakkında da açıklamalarda bulunan Enstitü Müdürü Yavuz Ağı, toplumun bazı kesiminin enstitüde GDO’lu ürünler üretildiğine dair yanlış fikirleri ortaya atmasının da yanlış olduğunu belirten Ağı, “Ülkemizde GDO araştırmaları sadece TÜBİTAK’ta yapılmakta. Bu çalışmanın laboratuarın dışına bile çıkarılması yasak. Bu ürünlere bizler de karşıyız. GDO’lu ürün demek verim ve kalite açısından en üst seviyeye ulaşmış ürün demek ama bunu yaparken bazı eksiklikleri tamamlamak için farklı bir türün genetik yapısı ekleniyor. Bu bir hayvan da olabilir başka bir bitki de. Biz ise burada aynı cins iki ürünü melezleme ile daha verimli hale getirmeye çalışıyoruz. Bu yapılan araştırmalar sonunda da en kaliteli ürün tescilleniyor” dedi.

Tane mısırın ülkemizde başta yem sanayinde olmak üzere yağ, nişasta, glikoz vs. gibi maddelerin elde edilmesinde kullanılan önemli bir ürün olduğuna dikkat çeken Ağı, “Nüfus artışına paralel olarak hayvan yemi ve gıda sanayi taleplerinin giderek artması ve çeşitlenmesi mısırın önemini daha da artırmıştır. İklim faktörleri itibari ile ülkemizin çoğu kesimi mısır üretimine elverişlidir. Buna rağmen uzun süreden beri mısırın ekim alanlarında herhangi bir artış olmamıştır. Bunun nedenlerinden biride, farklı ekolojilere uygun çeşitlerin geliştirilmemiş olmasıdır. Bu hususlar doğrultusunda ihtiyaca cevap verecek yeni çeşitlerin geliştirilmesi için Marmara Bölgesi Islah Projesi hazırlanmıştır. Bu proje ile yurtiçi ve yurtdışından sağlanacak materyal kullanılarak geniş genetik tabanlı germplasm oluşturulup başta Marmara Bölgesi olmak üzere Türkiye şartlarına uygun yüksek verimli mısır çeşitleri geliştirmek amaçlanmıştır” dedi.

Oy Ver : 1 2 3 4 5