




Çiçek, Gazikent Üniversitesi'nin 2011-2012 akademik yılının açılışına katıldı. Çiçek, burada yaptığı konuşmada, üniversitenin kurucusu Hasan Kalyoncu'yu rahmetle andığını belirterek, "Yine bugün annesini kaybetmiş olan Başbakanımıza da Allah'tan sabır diliyorum. Mekanı cennet olsun diyorum. Anadolu'ya ayak bastığımız 1071'den bu yana üst üste 25 yıl barış dönemi yaşamamışız. Annelerimizin hayata kazandırdığı insanlar eli silah tutunca; ya Kafkas, ya Balkan, ya Yemen'de, ya da şimdi herkesin birbirinin gırtlağına sarıldığı Kuzey Afrika'da, her yerde bu ülkenin hakkını hukukuna inandığı değerleri oraya ulaştırmak adına şehitlerimiz var. 25 yıl üst üste barış dönemi yaşamamış bir ülkenin insanları cephelerde savaşırken geride kültürümüzü yaşatan sevgi ve insanlık adına ne öğrendiysek burada annelerimiz var. İffet sahibi, fazilet sahibi o kadınlar bugün inşa edilen kültürün temelidir. Sadece annesini kaybedenlerin değil milletimizin kaybıdır. O yüzden annesini kaybeden herkese başsağlığı diliyorum" dedi.
Türkiye'de 165 üniversite olduğunu, eğitim-öğretim çağında 20 milyon gencin bulunduğunu kaydeden Çiçek, "Bu dünyadaki 205 devletin içerisinde en az 50 devletten fazla bizim öğrencilerimiz var. Bu ülkemizin en büyük zenginliğidir ve en önemli stratejik zenginliğimizdir. Belki birçok şeyi dışarıdan alıyoruz, ama iyi eğitebilirsek, 20 milyon civarında genç ile Türkiye için çok önemli bir stratejik değere, kaynağa ve unsura sahibiz. Bütün mesele, bu gençlerine iyi eğitilmesi ve hayata iyi hazırlanmasıdır. Bu ülkede doğan her çocuk çok büyük bir değerdir ve onun kıymetini bilmemiz gerekiyor" diye konuştu.
"ÜNİVERSİTELERE BÜYÜK SORUMLULUK DÜŞÜYOR"
"İşin bu noktasında en büyük sorumluluk da üniversitelerimize düşüyor" diyen Çiçek, şöyle devam etti:
"Ben özellikle Anadolu üniversitelerinin açılışlarına katılıyorum. Bu üniversitelerimizin başlangıçta temelini sağlam atamazsak üniversiteler imkan olmaktan çıkıp, huzursuzluğun kaynağı oluyor. Geçmişte bunun sıkıntıları yaşandı. Gelecekle ilgili fikirlerimizi söylemek ve öbür taraftan da bir muhasebe yapma zamanıdır. Bunu yapamazsak, üniversitelerden beklenen faydayı elde edemeyiz. Her üniversite o toplumun, o devletin en gözde kuruluşlarıdır. İşin bu noktasına gelebilmesi için en başta
üniversitelerimizin kendisi bu gayretin içerisinde olmalıdır. Bir kısım sıkıntılar, eksiklikler olabilir ama bunların hiç birisi başarısızlığın gerekçesi olamaz. Mazeret terazisini tartamayacak hiç bir günah yoktur. Üniversitelerimiz mazeretlere sığınmadan yapması gerekenlerin gayreti içinde olmalıdır. Çünkü ülkemizin geleceği buna bağlıdır. Şunu çok net olarak görüyorum. Ülkemizin bu 205 devlet içinde nerede bulanacağını tayin edecek en başta kurum üniversitelerdir. Kimse kimsenin gözünün yaşına bakmıyor. Böylesine acımasız bir dünyada Türkiye'de bulunacağımız yeri kaydedecek olan en başta kurum üniversitelerdir. Bir taraftan rakamların ortaya koyduğu bir kısım gerçeklerle övünmeliyiz, ama o rakamlar dipte neyi ifade ediyor, bir de ona bakmamız gerekmektedir. Bilgiyi üretemiyorsak, başkasının ortaya koyduğu bilgiyle bir şey elde edemeyiz. Bilgiyi kendimiz üreteceğiz ki rekabet dünyasındaki sıramız yükselsin. 17. sıradan 1. sıraya gelmemizde üniversiteler sorumlu kurumlardır. Sorumlu kurumlar, sorunlu kurumlar olmamalıdır."
"Gençlerimizde ne eksik görüyorsak aslında bu bizim ve eğitim kurumlarımızın eksikliğidir" diyen Çiçek, "Ne verirsek, onu alıyorlar. Bir taraftan bilimsel düşünceyi aktaracağız, en son bilgi ve teknoloji öğrenecekler. Bilim teknoloji sanat estetik adına buralarda öğrenecekler. Ama üniversitelerimiz aynı zamanda ayrı bir galakside yaşamıyor, toplumun bir parçasıdır. Bir üniversitenin o ülkeye faydalı olup olmadığının en bariz göstergesi milletiyle doku uyuşmazlığı olmamasıdır. Milletin tarihini kültürünü yok sayan kompleksli kurumların bu ülkeye vereceği hiç bir şey yoktur. Mademki bu kadar önemsiyoruz o içinden çıktığı kültüre sırtını dönmemeli ve doku uyuşmazlığı olmamalıdır. Belki bizim milletimizin hepsinin üniversite, lise tahsili yok. Ama bu milletin irfanı, basireti, feraseti vardır" diye konuºtu.
"BU DÜĞMEYİ NEREDE YANLIŞ İLİKLEDİK"
Çiçek, bütün meselenin gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemekte olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:
"Bana siyaset nedir diye sorulduğunda 'Gömleğin ilk düğmesini doğru iliklemektir' derim. Haydi bunu okuduğunuz kitaplarda bulun. Bu Anadolu insanının zenginliğidir. Üniversitelerimiz bu manada önemli bir sorumluluğu taşıyor. Üniversiteler sadece bilgi verilen yerler değildir. Bu gençlerimiz sizin verdiğiniz bu bilgileri başka ülkelerden de alabilir. Kendi gibi olmak, kendisi olmak, içimizden birisi olmak bu millete mensup olmaktan dolayı gurur duymayı, ancak buralarda rahat öğreniriz. Önemli olan budur.
Bizim insanımız elbette Mozart'a ilgi duyabilir, ama Dede Efendi dendiği zaman 'Bunlar da neyin nesi?' diye bakıyorsa bunun sorumluluğu onları öğretendedir. Elbette Balzac'ı, Victor Hugo'yu bilecek, konuşmalarında onlardan atıf yapabilecek. Ama Kaşgarlı Mahmut'u, Mehmet Akif Ersoy'u biliyoruz. Diyelim ki Ahmet Hamdi Tanpınar. Bu düğmeyi nerede yanlış ilikledik buna bir bakmamız gerekiyor. Üniversitelerimiz kendimizi bilme, bulma ve kendimiz gibi olma noktasında bir sorumluluk taşıyor. Sadece ödenek eksikliği ile alakası yok. Neticede sorunu doğru kavramakla alakalı bir durumdur. Üniversiteler sadece bilgi üreten, bilgiyi hayata aktaran kuruluşların ötesinde kuşaklar arasında kültür aktarımını sağlayan en temel kurumlarımızın başında geliyor."
"ÖZAL'LA TANIªMASAYDIM BUGÜN HALA SA? YUMRU?UM HAVADAYDI"
Yıllarca bu milletin çocuklarını bir birine düşürdüklerine dikkat çeken Çiçek, "Bağımsız olma adına bu milletin gençlerini birbirlerine düşürdüler. Bugün burada 68 kuşağı var. Soğuk savaşın bizi birbirimize düşürdüğü insanlarız. Türkiye soğuk savaşın en yoğun şekilde devam ettiği ülkelerin başında geliyor. Sağcıyız-solcuyuz diye bizi birbirimize düşürdüler. Ben Rahmetli Turgut Özal'la tanışmasaydım, bugün halen sağ yumruğu kaldıran adam olurdum. Yumruk sıkacak gençlere değil, el sıkacak insanlara ihtiyacımız var. Anayasa da yapacaksak, adam gibi bir gelişme kaydedeceksek, yozlaşmadan, yabancılaşmadan çağdaşlaşacaksak bir birimizin elini sıkacağız, bir birimizle kucaklaşacağız. Herkes yeni bir anayasadan bahsediyor. Anayasa için de böyle bir ortama ihtiyaç var. Tüfek menzilinde, kavga ortamında anayasa yapılamaz. Barış ve huzur ortamında birbirimizi anlayabildiğimiz ortamda anayasa yapılabilir" diye konuştu.
"Bu coğrafyada inşa edilen medeniyetin evveliyatına baktığımızda çok ciddi, çok farklı fikir hareketleri olmuş. Bir mezhepten birine sormuşlar, 'Bak filanca zat böyle diyor. Sen ne diyorsun' diye. O demiş ki, 'Benim söylediğim doğrudur, ama onun söylediğinin de doğru olma ihtimali var.' Silip atmıyor. Ama siz onu da dinleyin, dikkate alın. Eğer gelecek inşa edeceksek Türkiye'ye hakim olması gereken siyasetine, üniversitesine de hakim olması gereken husus önyargılardan uzak olmaktır. Hepimiz bu ülkenin vatandaşı olduğumuzun farkında olarak bunun gururunu duyarak, sorumluluğunu taşıyarak, tarihimize milletimize karşı bunun farkında olarak gelecek nesillere karşı bir gelecek inşa edebiliriz. Sizi temin ederim ki dünyada hiçbir milletin geleceği bizim ki kadar garanti değil. Bunu temin edersek. Bunun alt yapısı ve devlet olarak da tecrübemiz var. Yeter ki bunların hepsini bir araya getirip ortaya koyalım. Geçmişin hatıralarıyla övünmek bizim haddimiz de değil, hakkımız da değil. Bir gecede 70 kadırgayı Haliç sırtlarına indirip o muhteşem zaferi gerçekleştiren kahramanlarımızla övünüyoruz. Ama bir deprem olduğunda 7 günde 7 dozeri deprem bölgesine indiremeyenlerin bir şeyle övünmeye hakkı yok. Oturup nerede yanlışımız eksiğimiz var. Geldiğimiz noktaya bakın. Bir kutuplaşma ile gidiliyor. İlerici-gerici denildi 15 yılımızı yediler. Neye göre, ilerici neye göre gerici, 15 yıl bu ülkenin gençlerini bu kavgayla meşgul etti. Biz kitapla, defterle geldik okuyacağız diye geldik. 1 sene zar zor üniversiteye gittik.
Sonra birileri ellerimize birer sopa tutuşturdu. Ahmet'le Mehmet kavga ediyor. Hepsi bu ülkenin çocuğu. Geriye baktığımızda kavgaya tutuşturanları yanımızda göremedik. O bitti, şimdi hepimizin yüreğini yakan ama başkasının değirmenine su taşıyacak olan bir kavgayı Türkiye yaşıyor. Şehitlerimiz sayesinde burada varız. Bu kavga kimin işine yarıyor. Ne Hasan'ın, ne Hasso'nun işine yarıyor. Kimsenin işine yaramıyor. Elin oğlu aklı veriyor ekmeği vermiyor. Aklı verirler, silah mühimmat verirler, kamplarında eğitirler, patlayıcı verirler. Sonra da git kendi insanını öldür derler. Öldürdüğü, hukukunu korumaya çalıştığın adam. 2 yaşındaki çocuk, hamile kadın, eli öpülesi yaşlı insan, senin parçan. Sana aklı veren kim, onlar uzaklarda. İşin bu noktasında üniversitelere çok önemli görevler düşüyor. Bu gerçeği biz kendi insanımıza anlatabilmeliyiz. Benim bile 1 yıl bu kavgalar nedeniyle kaybım oldu. Kavga nedeni 'Sen her şeyi devletleştiriyorsun, ben milletleştiriyorum'. O dönem 5 bin kişi öldü, 70 bin kişi cezaevlerine girdi. Sene kayıpları oldu, bir nesli kaybettik. Biz belki pozitif olarak çok iyi örnek olamadık, ama hiç yoktan bizim yaşadıklarımızı yaşamayın. İnsanların geleceğini yaşanmış tecrübeler tayin eder. Bunlar hepsi bir bilgi kaynağı ve yol haritasıdır. Bu üniversite de umarım milletimize güzel bir yol haritası tayin eder."
REKTÖR ÖZDEMİR,'İN DUYGULU KONUŞMASI
Gazikent Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. İbrahim Özdemir de, "Başbakanımıza başsağlığı diliyorum. Burada çok duygulanmamın sebebi hepimiz insanız, annemiz var. Bu acıyı annesini kaybeden bilir. Anne insanın arkasındaki duvar gibidir" dedi. Özdemir, daha sonra üniversitenin çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Gaziantep Valisi Erdal Ata da, Gaziantep'te eğitim konusunda adeta seferberlik başlattıklarına dikkat çekerek, bu konuda herkese görev düştüğünü söyledi. Yapılan çalışmalarla Gaziantep'te eğitim kalitesinin yükseleceğini kaydeden Ata, eğitimin önemine değindi.
Gazikent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Orhan Cemal Kalyoncu ise merhum ağabeyi Hasan Kalyoncu tarafından 2008 yılında kurulan Gazikent Üniversitesi'nin bir vakıf anlayışının eseri olarak kurulduğunu söyledi. Kalyoncu, "Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin 2 vakıf üniversitesinden birisi olan üniversitemiz gençlerimizin eğitimine ve bölgemizin kalkınmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi.
YÖK Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Muhittin Şimşek de, değişmeyen tek şeyin değişimin kendisi olduğunu belirterek, gençlerin 2023 vizyonunu gerçekleştirmek için dünya insanına hakim ve bütün dünyayı saracak şekilde donanmaları tavsiyesinde bulundu.
Tören sonunda Gazikent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Orhan Cemal Kalyoncu, TBMM Başkanı Cemil Çiçek'e plaket verdi. Törene, Çiçek'in yanı sıra eski İçişleri Bakanı ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülkadir Aksu, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri Nejat Koçer, Mehmet Sarı, Mehmet Erdoğan, Halil Mazıcıoğlu, Derya Bakbak ve Ali Şahin, AK Parti Mardin Milletvekili Muammer Güler, AK Parti Adana Milletvekili Necati Çetinkaya, Gaziantep Valisi Erdal Ata ve çok sayıda davetli katıldı.







